22 Haziran, 2009

1 - Machu Picchu

Pazartesi, Haziran 22, 2009 Gönderen Berna Arslan , , , 1 yorum


Machu Picchu'nun İnkalar tarafından oldukça yüksek bir dağın tepesine -2.450 metre civarı- inşa edilmiş bir şehir olduğunu öğrendim. Machu Picchu, Yaşlı Zirve anlamına geliyor. Şehir, 15. yy'ın ortalarında kurulmuş. Şu anda Peru sınırları içinde bulunuyor.

Şehri kuran İnkaların, işgal sırasında İspanyollar tarafından taşındığı düşünülen bir salgın hastalık sonucu öldükleri sanılıyor. 

Bu kadar yüksek bir yere bir şehir inşa etmeleri şimdilerde yüksek bir mühendislik olarak algılanıyor. Bu şehirden geriye kalanların tekrar keşfi ise oldukça uzun sürmüş, 1900'lü yılların başına dek bu şehirden haberdar olan yokmuş.

Şehir, tarımsal, dinsel ve yaşanacak bölgeler olarak üçe ayrılmış. Ancak halkın burada devamlı mı 
yaşadığı yoksa sadece hükümdarların mı kaldığı belli değil. 
Aşağıdaki fotoğrafta bu şehre giden yolu ve yolun uzunluğunu görebilirsiniz.




Şehirle ilgili ilginç bir ayrıntı da duvarlarının şimdiki duvar anlayışından çok daha 
farklı inşa edilmiş olması. 

Duvar taşlarının birbirinin üstüne oturtulmasında çimento gibi 
bir ara madde kullanılmamış. 



Bazı duvar parçaları öyle hazırlanmış ki adeta birbiri içine geçmek üzere tasarlanmış puzzle parçaları gibiler.

Şehirle ilgili bir de Pablo Neruda'nın "The Heights of Machu Picchu" adında bir şiiri varmış. Onu da (çevirisini bulamadığım için İngilizcesini) hemen burada verelim:


Arise to birth with me, my brother.
Give me your hand out of the depths
sown by your sorrows.
You will not return from these stone fastnesses.
You will not emerge from subterranean time.
Your rasping voice will not come back,
nor your pierced eyes rise from their sockets.

Look at me from the depths of the earth,
tiller of fields, weaver, reticent shepherd,
groom of totemic guanacos,
mason high on your treacherous scaffolding,
iceman of Andean tears,
jeweler with crushed fingers,
farmer anxious among his seedlings,
potter wasted among his clays--
bring to the cup of this new life
your ancient buried sorrows.
Show me your blood and your furrow;
say to me: here I was scourged
because a gem was dull or because the earth
failed to give up in time its tithe of corn or stone.
Point out to me the rock on which you stumbled,
the wood they used to crucify your body.
Strike the old flints
to kindle ancient lamps, light up the whips
glued to your wounds throughout the centuries
and light the axes gleaming with your blood.

I come to speak for your dead mouths.

Throughout the earth
let dead lips congregate,
out of the depths spin this long night to me
as if I rode at anchor here with you.

And tell me everything, tell chain by chain,
and link by link, and step by step;
sharpen the knives you kept hidden away,
thrust them into my breast, into my hands,
like a torrent of sunbursts,
an Amazon of buried jaguars,
and leave me cry: hours, days and years,
blind ages, stellar centuries.

And give me silence, give me water, hope.

Give me the struggle, the iron, the volcanoes.

Let bodies cling like magnets to my body.

Come quickly to my veins and to my mouth.

Speak through my speech, and through my blood



(Bu yeri kendisinden öğrendiğim arkadaşıma da teşekkürü borç bilirim.)

Ne Dersin:

1 yorum:

phoibe dedi ki...

Berna beni machu picchu 'ya götür:)