30 Eylül, 2009

51 - Ekim ve Takvim

Çarşamba, Eylül 30, 2009 Gönderen Berna Arslan , , , , , , yorum yok
Girmek üzere olduğumuz Ekim ayı, eski Roma takvimine göre 10. değil 8. aymış, çünkü takvim savaş tanrısı(Mars) onuruna Mart ayında başlıyormuş.

İlginç bir gerçek ise, Kızıl Ekim diye bilinen Bolşevik Devrimi'nin bugün kullandığımız takvime göre Kasım ayında gerçekleşmiş olması. O dönem kullanılan takvim ise Julius Sezar döneminde hazırlanan Jülyen takvimiymiş. 

Bu takvimlerle ilgili ilginç birkaç şey daha var: Jülyen yani Sezar'ın takvimine göre, Ağustos ayının adı Sextiles imiş, ancak daha sonra tahta geçen Augustus Sezar, bu ayın adını Augustus olarak değiştirmiş. Sezar'ın adını verdiği Temmuz ayının uzunluğu 31, Ağustos'un 30 olunca da, Şubat'tan bir gün çalarak Ağustos'a eklemiş.

Bugün kullandığımız Gregoryen takviminde parmağı olan ise Papa VIII. Gregory. Amaç ise, Paskalya'nın 325 yılında Birinci Konsil tarafından kabul edilmiş tarihte kutlanabilmesiymiş. Aşağıda bu takvimi hangi ülkelerin ne zamanlarda kabul ettiklerini görebilirsiniz. Ortaokul-lise tarih bilgilerimizi canlandırmak istersek, Türkiye'nin kabul ediş tarihi 1 Ocak 1926.


Dipnot: Bolşevik Devrimi hakkında Wikipedia'da yazı olmayan nadir dillerden biri Türkçe.

28 Eylül, 2009

49 - Renk Terapisi

Pazartesi, Eylül 28, 2009 Gönderen Berna Arslan , , , , yorum yok

Renk terapisi, bir alternatif tıp tedavi yöntemi. Bilimsel olmamakla eleştirilen bu yönteme göre, renk terapisinde eğitim almış terapist, renk ve ışığı kullanarak, insan vücudunda eksik olan enerjiyi dengeleyebiliyor.

Renk terapisi fikri ise çok gerilere, hatta İbn-i Sina'ya kadar gidiyor. Ünlü biliminsanı, kırmızının kanı hızlandırdığını, mavi ve beyazın sakinleştirdiğini, sarının ise kaslarda ağrıya neden olduğunu düşünüyormuş. Örneğin burun kanaması olan bir kişinin kırmızı renkli eşyalara bakmaması ve kırmızı ışıktan uzak durması gerektiğini düşünüyormuş. 

Renk terapisinin ışık terapisi ile bir ilgisi bulunmuyor. Işık terapisinin birkaç hastalığın tedavisi olarak kullanabilindiği kanıtlanmış. Bu hastalıklar arasında "kış depresyonu" olarak da bilinen, bazı mevsimlerde kişilerin depresif semptomlar göstermelerini belirten hastalık da bulunuyor.

26 Eylül, 2009

48 - Saçlar Neden Beyazlar

Cumartesi, Eylül 26, 2009 Gönderen Berna Arslan , , , , , yorum yok
Saçların neden beyazladığının çoktan bilindiğini düşünüyordum, ancak durum sandığım gibi değilmiş. 2009 yılında Almanya ve İngiltere'de yapılmış ortak bir araştırmaya göre beyazlamanın nedeni hidrojen peroksitmiş. Saçların rengini açmakta zaten kullanılan bu maddeyi belki isim olarak hatırlayabilirsiniz.

Metabolizmanın bir yan ürünü olan hidrojen peroksit (H2O2), insan vücüdunda küçük miktarlarda üretiliyormuş. Yaşlandıkça da madde vücutta birikiyormuş, çünkü maddeyi su ve oksijene ayıran enzimin kullanımı azalıyormuş.

Yaşlanan hücrelerde enzim hala gözleniyormuş, ama çok daha az bir şekilde.
Tüm bunların sonucunda, melanin üretimi etkileniyor ve böylece de saçın kökünden ucuna kadar pigmentler yavaş yavaş yok oluyormuş.

Melanin sadece saç rengini değil, göz ve cilt rengini de etkilediğinden, bu araştırmanın sonucunda bir cilt pigmenti hastalığı olan vitiligo'ya da yeni yaklaşımlar getirilmiş.

18 Eylül, 2009

46 - Görsel Yanılsama

Cuma, Eylül 18, 2009 Gönderen Berna Arslan , , yorum yok
Meğer her sene düzenlenen bir görsel yanılsama yarışması varmış. 2009'daki en iyi görsel yanılsama ödülünü ise Arthur Shapiro, Zhong-Lin Lu, Emily Knight ve Robert Ennis adlı bilim insanları bu adreste bulabileceğiniz "The Break of the Curveball" adlı yanılsama ile kazanmışlar. Aynı zamanda burada diğer finalistleri de bulabilirsiniz.

Sağdaki resimde ise vazo veya iki yüz görmek serbest...

16 Eylül, 2009

45 - Lazanyanın Etimolojisi

Çarşamba, Eylül 16, 2009 Gönderen Berna Arslan , 2 yorum
İtalyan yemeği olarak tanıdığımız lazanyanın sözcük olarak kökleri Yunanca'da yatıyormuş. λάσανα (lasana) ya da λάσανον (lasanon) sözcükleri sacayak ya da nihale(daha da kötüsü lazımlık) gibi bir kavrama denk gelirken, Romalılar kelimeyi lasanum olarak ödünç alıp, pişirme kabı anlamında kullanmışlar.

İtalyanlar ise lazanyanın yapıldığı kap için kullanıyorlarmış aslında lasagna kelimesini. Ama zaman içinde yemeğin adı kabın adını alarak, bugün bildiğimiz lazanya haline gelmiş.

Başka bir teoriye göre ise kelime Yunanca'da şeritlere bölünen yaprak makarna hamuru anlamında kullanılan λάγανον (laganon) sözcüğünden de türemiş olabilirmiş.

10 Eylül, 2009

42 - Gülme Efekti

Perşembe, Eylül 10, 2009 Gönderen Berna Arslan , , 2 yorum
Geçtiğimiz yazıda konu sitcom'lardan açılmışken aklıma bu tip dizilerde duymaya alışkın olduğumuz gülme efekti ve ilk çıkış noktasını araştırmak takıldı.

Gülme efekti, ses mühendisi Charles Douglass tarafından icat edilmiş ve ilk kez 1950 yılında Amerikan sitcom'u The Hank McCune Show'da kullanılmış.

Gülme efektini oluşturan aleti, Douglass bir klavye ile kullanarak, gülmenin stilini, gülenin cinsiyetini ve yaşını seçiyormuş. Alette toplam 320 gülüş şekli kayıtlıymış. Bazı anlarda birkaç gülme tipini karıştırarak, topluluğun çeşitli kişilerden oluştuğunu vurgulamak istermiş.

Gülme efekti kavramı, bazı yapımcılar tarafından hiç beğenilmemiş. Bazıları ise, bu efektin kullanılmadığı dizilerin başarısızlığa mahkum olduğunu düşünüyorlarmış. Efekt eksikliğinin, bazı Amerikalıların dizinin komedi dizisi olup olmadığını anlayamamalarına neden olduğu iddia edilmiş!


Efekt kullanımı 1960'larda tavan yaparken, 1970'lerde stüdyo seyircisi tercih edilmeye başlanmış. 2000'lerden beri ise kullanımı azalmış. Son yıllarda popüler olan How I met Your Mother bu efekti kullanan nadir dizilerden biri.

07 Eylül, 2009

40 - İlginç Bir Psikolojik Test

Pazartesi, Eylül 07, 2009 Gönderen Berna Arslan , 26 yorum
Bugün izlediğim bir videoda bir psikolojik test vardı. Şaşırtıcı olduğu iddiasında olan testi ben de çözmeye karar verdim ve sonucunda gerçekten de şaşırdım.

Daha sonra, araştırarak bu test hakkında ilginç bilgiler de edindim. Ama önce testi çözmenizi tavsiye ederim:

Şimdi sizden aşağıda verilen sayıların toplamlarını hesaplamanızı isteyeceğim. Herhangi bir yere yazmanıza veya aklınızda tutmanıza gerek yoktur. Her bir toplamayı hesapladıktan sonra bir sonrakine geçiniz.



15 + 6





3 + 56





89 + 2





12 + 53





75 + 26





25 + 52





63 + 32






Son bir toplama daha...





123 + 5





Hemen bir renk ve alet düşünün! Aklınıza ilk gelenleri söyleyin..




Şimdi sayfanın aşağısına inin...





Cevabınız kırmızı bir çekiç mi?
İstatistiklere göre (doğrulukları tartışılır), insanların 98%i bu soruya bu cevabı veriyormuş. Bu test birçok dilde uygulanmış ve aynı durum gözlenmiş. İnternette okuduğum birkaç yorumda, bilinçaltında çekicin alet, kırmızının ise renk tanımlarını karşılayabileceği öne sürülüyordu.

Bu testi çözdüğümde ben de kırmızı çekiç diye cevap verdim ve sonucu görünce çok şaşırdım. Dedim acaba videoyu izlerken arka planda benim farketmediğim ama bilinçaltıma işleyen bir kırmızı çekiç resmi mi vardı? Tabii ki yokmuş.. Bunun üzerine bu testi paylaşmak istedim.

06 Eylül, 2009

39 - Tavukları Hipnotize Etmek

Lust for Life adlı pek güzel bir Iggy Pop şarkısında "that's like hypnotizing chickens", yani "bu, tavukları hipnotize etmeye benzer" diye bir söz vardır.

Ben de merak ederek, ne demek tavukları hipnotize etmek diye internette aradığımda, bu konu üzerine wikipedia'da yazılmış bir yazı bile buldum.

Tavukları hipnotize etmenin bir yolu şuymuş:

Tavuğun kafasının yere bakmasını sağlayarak, önünde parmakla veya çubukla yerde bir çizgi çekmek. Böylece tavuk, 15 saniye ila 30 dakika süresince çizgiye bakarak hareketsiz kalıyormuş.
(Bu adresteki videoda bu durumu görebilirsiniz.)

Bu durumdaki bir tavuğun hareketleri kabuğuna çekilen bir kaplumbağanınkilere benzetilebilirmiş. Bu konuda yazılmış bilinen ilk yazı 1646 yılına aitmiş.

Tavuklar için hipnoz durumunda kalmanın rekor süresi ise 3 saat 47 dakikaymış.

Başta bahsettiğim şarkının sözlerinin ilgili kısımlarını ise aşağıda bulabilirsiniz.

Hey man, where'd ya get that lotion?
I've been hurting since I've bought the gimmick
about something called love
Yeah, something called love.

Well, that's like hypnotizing chickens.
Well, I'm just a modern guy
Of course, I've had it in the ear before.
I have a lust for life
'Cause of a lust for life.


03 Eylül, 2009

38 - Pide

Perşembe, Eylül 03, 2009 Gönderen Berna Arslan , , yorum yok
Hürriyet Gazetesi'nin Seyahat ekinden öğrendiğime göre pide kelimesi, Rumca pita kelimesinden geliyormuş.

17. yüzyılda Osmanlı'da pide hamuru ayaklarla yoğrulurmuş. Bu hamuru yoğuranlar, her sabah en yakın hamamda boy abdesti alıp işe başlarlarmış.

Ramazan ayında, İstanbul'a başta Karadeniz'den olmak üzere başka şehirlerden hamur yoğurucuları ve pide pişiricileri gelirmiş. 1 ay çalışır, ancak yüksek ücret alırlarmış.


02 Eylül, 2009

37 - Gemideki Hayvanlar

Çarşamba, Eylül 02, 2009 Gönderen Berna Arslan , , , 1 yorum
"Musa gemisine her türden kaç tane hayvan almıştı?"

Bu soruyu sorsam vereceğiniz cevap ne olur?
Siz cevabınızı verin, ondan sonra okumaya devam edin derim.


Aslında Musa'nın değil Nuh'un gemisiydi değil mi?
Peki bunun farkına varabildiniz mi?

Birçok kişi bir cümlede veya soruda bir sözcük, çok benzer ancak doğru olmayan başka bir sözcükle değiştirildiğinde farkına varmıyormuş.


Bu durumun psikolojideki adı ise Moses Illusion yani Musa Yanılsaması.

Kavram, ilk kez 1981'de keşfedilmiş. Ben de iki kişide deneyip bunun görülebileceğini test etmiş oldum.

Deney için bunun gibi başka sorular da varmış.

Örnek vermek gerekirse:
1. Margaret Thatcher hangi ülkenin başkanıydı?
(Margaret Thatcher hangi ülkenin başbakanıydı?)

2. Çevresi "pi-r-kare" olan şeklin adı nedir?
(Alanı "pi-r-kare" olan şeklin adı nedir?)

3. Pamuk Prenses'in baloda kalan cam ayakkabısını kim buldu?
(Külkedisi'nin baloda kalan cam ayakkabısını kim buldu?)

Tabii bu sorular araştırmada İngilizce olarak denenmiş. Genelde değişmesi gereken sözcükler, cümlenin sonunda veya sonuna doğru yer alıyor. Bu sözcüklerin, cümlenin başında yer almasının durumu etkileyip etkilemeyeceğini bilmiyorum.

36 - Silistre

Çarşamba, Eylül 02, 2009 Gönderen Berna Arslan , , , , 2 yorum
"Vatan yahut Silistre" sözünü duymuşuzdur bir yerden mutlaka. Bu ad, Namık Kemal'in bir tiyatro oyununa ait. Buradaki Silistre'nin ne olduğunu ise Emre Kongar'ın Tarihimizle Yüzleşmek kitabını okurken öğrendim.


Silistre, şu anda Bulgaristan'da yer alan bir şehir ve 1853-1856 arası gerçekleşen Kırım Savaşı'nda Silistre Kalesi kuşatması önemli bir rol oynuyor. Kale, 10.000 Osmanlı askeri tarafından 80.000 Rus askerine karşı savunuluyor. Osmanlı komutanı ölüyor, Rus komutanı yaralanıp yerini başkasına bırakıyor. Bu kişi de ağır yaralanıyor ve Ruslar, ani bir emirle geri çekiliyorlar.

Vatan yahut Silistre, 1873'te oynanıyor ve yazarın sağlığında temsilini gördüğü kendine ait tek oyun oluyor.

Silistre ise Tuna kıyısında, Bulgaristan'ın kuzeydoğusunda yer alan bir şehir. Şehirde önemli bir Türk nüfus yaşıyormuş.(Vikipedi)

01 Eylül, 2009

35 - Red Queen Hipotezi



Alice Harikalar Diyarında kitabının yazarı Lewis Carroll, kitaplarıyla sadece edebiyat dünyasını değil, biyoloji dünyasını bile etkilemiş. "Red Queen(Kırmızı Kraliçe) Etkisi" evrimsel bir hipoteze karşılık geliyormuş.

Yazarın Alice'in maceralarının devamını anlattığı Through the Looking-Glass adlı kitabında, karakterlerden biri olan -satrançta vezire denk gelen- "Kırmızı Kraliçe"nin şöyle bir sözü vardı: "It takes all the running you can do, to keep in the same place.", yani "Aynı yerde kalabilmek için, tüm gücünle koşman gerekir.".

Yani "Kırmızı Kraliçe prensibi" şu şekilde tanımlanabilir:

"Evrimsel bir sistemin, onunla aynı zamanda evrim geçiren diğer sistemlere göre sağlıklı kalabilmesi için devamlı gelişimi gereklidir."


Buradaki sağlıklı kelimesi, biyolojide belli bir genotipi olan bir bireyin çoğalma kabiliyetine karşıık geliyormuş.

Bahsedilen hipotez iki fenomeni açıklamayı amaçlıyormuş:

1. Bireyler düzeyinde çoğalmanın avantajları
2. Rakip türler arasında süregelen evrimsel rekabeti

34 - Richard Hawley

Salı, Eylül 01, 2009 Gönderen Berna Arslan , yorum yok
Bir arkadaşım sayesinde geç de olsa tanıştığım ve dinlemekten keyif aldığım bir müzisyeni tanıtmak istedim:  Richard Hawley.

Pulp grubuyla da müzik yapmış olan İngiliz müzisyen, altı solo albüm yayınlamış.

Önce Coles Corner albümünü dinlemekle başladım, daha sonra da Lady's Bridge'e geçtim.
 
Coles Corner albümünden özellikle Born Under a Bad Sign, Coles Corner ve The Ocean şarkılarını beğendim.

Sesini, şarkıların ritmlerini ve Dean Martin-Frank Sinatra'yı hatırlatan hafif bir hava iki albümü de sevmemi sağladı. Eski müzikal havası özellikle Coles Corner şarkısında hissedilebilir.

Örnek için tıklayabilirsiniz: Coles Corner, Serious, Tonight the Streets are Ours