25 Mayıs, 2010

154 - ... diye yapıştırsaydım cevabı

Salı, Mayıs 25, 2010 Gönderen Berna Arslan , , , , , , yorum yok

Birinin lafına verdiğiniz karşılığı yeterli bulmadığınız veya hiç karşılık vermediğiniz için daha sonradan pişman olup, aklınıza söylenecek mükemmel bir cevabın geldiği anı hayal edin. Eminim hepiniz yaşamışsınızdır. Ah keşke şöyle deseydim, ne güzel olurdu diye içinizden geçirmişsinizdir. 

Bazen de söylenecek laflar zamanında aklınıza gelse de kendinizi tutma mecburiyetiniz vardır. Böyle bir durumu uzun bir süre önce mail vasıtasıyla yaşamıştım. Gelen bir mailin beni zıvanadan çıkarmasına rağmen normal cevaplarla geçiştirmeye çalışıp sinirimin içimde patladığı bir gün, şans eseri StumbleUpon karşıma bir site çıkarmıştı. O zaman belki maili attığım kişi blogumu açar da okur düşüncesiyle paylaşamadığım bu siteyi şimdi paylaşmak isterim. İşte burada.

İngilizce bilmeyenler için de sitede anlatılan durumu çok kısaca özetleyeyim. Sitede gördüğümüz kişi tasarımla ilgili bir çalışmasını sunduğu kişiden çalışmasının beğenilmediği yönünde bir mail alır, mail insanı sinir edebilecek ayrıntılarla doludur. Bunun üzerine adam gerçek hislerini dışa vuramayacağından, kendince bir sistem geliştirdiğini bize anlatmaya başlar. Bu sistem, noktalama işaretlerine çeşitli anlamlar yüklenmesidir, örnekler işte burda:

Pasif agresif iletişim çözümleri başlığı altında bize sunulan noktalama işaretleri genel olarak aptal, işe yaramaz vs. anlamlarına karşılık kullanılmaktadır ve yazınızı noktalama işaretleri ile anlamlandırıp öyle yollamalısınızdır karşı tarafa.

Bunu bulduğum gün, tam o maili göndereceğim gün olduğundan tabii ki bu site fazlasıyla hoşuma gitmişti, hala da izledikçe gülüyorum.


Bu laf yapıştırma işine girmişken
Seinfeld'de George Costanza karakterinin yaşadığı duyguları paylaşmadan geçmek olmaz. Dizinin 8. sezonunun 13. bölümü olarak yayınlanan The Comeback bölümünde bir toplantıda George'un ortadaki karidese fazlasıyla dadanmış olduğunu gören bir çalışma arkadaşı: "Okyanus telefon etti, karidesleri tükeniyormuş" der. Buna bir cevap veremeyen George'un aklına -tabii ki sonradan- ona söylemek istediği bir cevap gelir: "Aptal dükkanı telefon etti, sen tükeniyormuşsun." (Bu bölümü izlemek isteyenler buraya tıklasın.) 

Bu iş arkadaşının başka şehirdeki bir toplantıda bulunacağını öğrenince üşenmeyip uçağa binerek toplantıya katılan George, aynı sözleri tekrar duyabilmek için karidesleri mideye indirmeye başlar. Beklediği okyanus lafını duyunca da cevabını yapıştırır. Diğerlerinden beklediği kahkahaları duymamakla kalmaz, üstüne bir laf daha yer: "Önemli değil, ne de olsa her zaman en çok satan sensin!".

Dipnot: 23 Ağustos tarihinde öğrendiğime göre bu fenomenin bir de Fransızca karşılığı varmış: L'esprit de l'escalier. Bu da wikipedia sayfası: http://en.wikipedia.org/wiki/L%27esprit_de_l%27escalier
Ne Dersin:

0 yorum: