25 Aralık, 2011

355 - Neden bütün filmler benzer görünüyor

Pazar, Aralık 25, 2011 Gönderen Berna Arslan , yorum yok
Filmlerin çoğunun birbirine benzer görünmeye başladığını düşünüyor musunuz? Özellikle bilgisayar efekti kullanan filmlerde genellikle karanlık, koyu renkli sahneler hakim oluyor. Herhalde efektleri karanlık arka plana karşı yapmak daha kolay, ama bu konuda çok bilgim yok. 

Filmlerin birbirine benzemesinin nedenlerinden birini cracked.com farketmiş: Filmler türlerine göre renk kullanıyorKorku filmleri genelde mavi, kıyamet filmleri ise genelde gri oluyor. Çöl ortamını kullanan filmlerde sarı renk hakim olurken, gerçeklik-kurgu arasındaki filmler yeşil rengi kullanıyor. 

Halka 
Testere
Matrix
Son yıllarda gözümüze çarpan başka bir akım da fantastik-savaş filmlerinin birbirine benzemesi. Bir örnek olarak 300 ve Immortals (Ölümsüzler) verilebilir. 

Immortals ve 300
Peki neden bütün filmler birbirine benziyor? 

Dijital renk düzeltme: Bu işlemi çeşitli bilgisayar programları ile yapmak mümkün. Bir Mac'iniz ve birkaç bin dolarınız varsa kendi videolarınıza da renkli bir gözlük arkasından bakıyormuş etkisi verebilirsiniz. 
Hareketlerin önce yavaşlayıp sonra birden hızlanması: Bunu ilk kez Truva filminde Brad Pitt'in hareketlerinde görüp etkilenmiştim. Daha sonra 300 ile birdenbire yayıldı. Spartacus dizisi de bu efekti kullandı. Sherlock Holmes da aynı şekilde...

Bu konuyu merak ediyorsanız, yukarıda bağlantısını verdiğim cracked.com'a tıklayabilirsiniz.

23 Aralık, 2011

354 - Bilgisayar Başında Çalışanlar İçin

Cuma, Aralık 23, 2011 Gönderen Berna Arslan , yorum yok
İnsan vücudu bilgisayar başında saatlerce hareketsiz oturmaya uygun değil. Maalesef siz de benim gibi ekran başına oturup kilitlenenlerdenseniz, size mola vermenizi hatırlatan programlar var.


Kendi bilgisayarıma indirdiğim program, 10 dakikada bir 15 saniyelik bir göz dinlendirme molasını, 50 dakikada bir de 10 dakikalık bir hareket molasını hatırlatıyor. Az su içen biriyseniz bu programı su içmeyi hatırlamak için de kullanabilirsiniz. Mola dakikalarında egzersiz yaparsanız daha da güzel.

Windows ve Linux için Workrave'i, Mac için Time Out'u indirebilirsiniz. 

21 Aralık, 2011

353 - Bumerang Nesli

Çarşamba, Aralık 21, 2011 Gönderen Berna Arslan yorum yok
Batı kültüründe yetişen günümüz gençliğine Bumerang nesli dendiğini duydunuz mu? Bunun sebebi bir süre kendi başına yaşayan gençlerin tekrar ebeveynlerinin yanına dönüp onlarla birlikte yaşaması. 

Kanada istatistiklerine bakarsak 1981 yılında 20-29 yaşları arasında olan bireylerin yüzde 27.5'inin ailesi ile yaşadığını görüyoruz. 2001'de ise bu rakam yüzde 41'e fırlamış durumda. ABD'de de benzer bir artış sözkonusu. Gençlerin eve geri dönmesinin en büyük sebeplerinden biri elbette ekonomik kriz ve iş bulamama. Üniversite diplomasının işi garantilememesi uçan kuşların yuvaya geri dönmesi demek oluyor.

İş bulamayıp eve geri dönen gençler, ebeveynleri tarafından maddi olarak desteklendiğinden, iş arama motivasyonlarını kaybettikleri yönünde bir korkudan söz etmek de mümkün. Tabii bir yandan bu durum, aileleri ile daha uzun zaman geçiren Doğulu kültürlerdeki gençlerin durumuna benzetiliyor ve yaşlı Batılılara bakım için ileride bir umut olabileceği de düşünülüyor.

"Twixter"lar ile tanışın, ebeveynlerinin parası ile geçinen,
işten işe ve eşten eşe geçen genç yetişkinler.
Tembel değiller, yalnızca büyümek bilmiyorlar

Türk toplumu, gençlerin evlenene kadar aile yanında kalmasını destekliyor. Ancak buna alışık olmayan toplumlar için 20-30 yaş arası bireylerin evde kalması pek de hoş bir durum değil. Bu durum, gençlerin yetişkinliğe adım atmasını geciktiriyor ve bu gençlere çeşit çeşit lakaplar takılmasına neden oluyor. Japonca'da bu bireylere "parazit bekar", İngilizce'de "sünger" deniyor. ABD'liler bu gençlere "twixter" diye de bir isim takmış. Ayrıca, 2000 yılında American Psychologist dergisinde yayınlanan bir makalede bu duruma "emerging adulthood", yani "gelişmekte olan yetişkinlik" adı verilmiş. Bu kavram, gelişmiş ülkelerde 20-30 yaşları arasında olan, çocuksuz, kendi evlerinde yaşamayan ve kendi başına yaşayacak bir geliri olmayan gençleri kapsıyor. 

2006 yılında bu konuda yapılmış bir film bile var, adı Failure to Launch/Düş Yakamızdan. Başrollerinde de tanınmış oyuncular Matthew McConaughey ve Sarah Jessica Parker yer alıyor.

Bu aralar bu konulara taktım, dertliyim. =)
Batı kültürü, Türk kültürüne nazaran birey için çok daha yüksek bir bağımsızlık hedefliyor. Aile kültürü pek güçlü değil, yaşlı nüfus artıyor ve genç nesil, yaşlılarla ilgilenemiyor. Türkiye'de ise bireyler aileleri ile daha sıcak bir ilişki içerisinde, fakat ailelerinin etkisinden bir türlü kopamıyor. Birçok üniversite mezunu bireyin evden ayrılma yaşı evlilik yaşına bağlı oluyor ve kendi ayakları üzerinde durabilme geciktikçe gecikiyor.

Dipnot: Konuyla alakalı olarak "Neslimiz Neden Mahvoldu" yazıma şuradan göz atabilirsiniz.

20 Aralık, 2011

352 - 1910 yılından 2000 yılı için tahminler

Salı, Aralık 20, 2011 Gönderen Berna Arslan , , , , yorum yok
Bilimkurgu filmleri ve romanlarındaki gelecek portrelerinden hepimiz etkileniriz. Bunlar genelde karamsar tablolardır, ama insan felaket senaryolarını izlemeye, okumaya bayılır. 1910 yılında Fransız sanatçı Villemard ise 2000 yılını hayal etmiş ve hayallerini çizimlerine yansıtmış. 

Villemard'ın tahminlerinin bir kısmı günümüzde gerçekleşmiş, bir kısmı ise hala hayal durumunda. Aşağıda çizimlerinin bir kısmını görebilirsiniz.

Binaların inşaası otomatik aletler ile yapılıyor
Makyaj yapmak sadece birkaç düğmeye basmanıza bağlı
Atlar o kadar azalmış ki ancak para verilerek izlenebiliyor
Yangını söndüren kanatlı itfaiyeciler
Okullarda dinlenebilen kitaplar bulunuyor
Geri kalan çizimler ise şurada.

19 Aralık, 2011

351 - Boğa üzerinden zıplama

Pazartesi, Aralık 19, 2011 Gönderen Berna Arslan , , , yorum yok

İspanyolların boğayı öldürdükleri güreş tarzı hayvan hakları savunucularından büyük tepkiler almaya devam ediyor. Ancak boğanın öldürülmediği bir boğa güreşi tarzı daha var. Bu gösteride arenada birkaç kişi bulunuyor. Amaç, boğa hızlıca üzerinize doğru gelirken boğanın üzerinden zıplayarak takla atmak

Arenada birkaç paravan bulunuyor ve "zıplayan matadorlar" arada sırada bu paravanların arkasına gizlenebiliyorlar. Bu sporculara "recortador" adı veriliyor. Bildiğimiz tipik boğa güreşine göre çok daha insancıl görünüyor. Ayrıca sonunda bir ölüm olmadığı için izlemesi hem eğlenceli hem de heyecanlı. Nasıl olduğunu görmek için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz:

video

İlginç olan ise bu geleneğin çok uzak bir geçmişe dayanıyor olması. Boğa üzerinden zıplama Hititlerde ve Girit'te de görülüyormuş. Boğaya tapma ritüelinin bir parçası olabileceği düşünülüyor.

Boğa üzerinden zıplama - Girit

14 Aralık, 2011

350 - Eski Fotoğraflarınızı Yeniden Canlandırın

Çarşamba, Aralık 14, 2011 Gönderen Berna Arslan , , yorum yok

İki resim arasındaki farkı bulun. "Geleceğe Dönüş 2" (Back to the Future 2) isimli proje, Irina Werning adlı fotoğraf sanatçısına ait. Ve çok hoş bir proje fikri! Werning çeşitli şehirleri geziyor ve oralara gitmeden önce orada yaşayanlardan kendilerine eski fotoğraflarını göndermelerini istiyor. 

Daha sonra ise geriye eski fotoğrafı yeniden canlandırmak kalıyor. Aynı kişilerle, aynı mekanda, aynı giysilerle. İnsanların değişimini görmek şaşırtıcı, bazen de üzücü. Özellikle aile veya arkadaş fotoğrafları hala herkesin beraber olması açısından hoşuma gitti. Tek kişinin yer aldığı fotoğraflar ise insanların yaşlandıkça ne kadar değiştiğini gözler önüne seriyor.

Güzel haber: Werning, Mart'ta İstanbul'a geliyor. Eğer bu projede yer almak isterseniz backtothefuturepics@gmail.com adresine eski fotoğraflarınızdan gönderebilirsiniz.

13 Aralık, 2011

349 - Almanlar Çıldırdı mı?

Salı, Aralık 13, 2011 Gönderen Berna Arslan , , , , yorum yok
Benim bir blogum vardı değil mi? Bu aralar yoğunluktan yapmam gereken işler dışında hiçbir şeye odaklanamadım maalesef. Özledim blogumu, bu da kavuşmamızın ilk yazısı olsun.

Daha önce bahsetmiştim BBC Hd adlı kanalın belgeselleri çok farklı ve başarılı oluyor diye. Özellikle de gezi belgeselleri. Paul Merton Avrupa'da adlı program da bu başarılı belgesellere bir örnek teşkil ediyor. Paul Merton bir komedyen ve aktör. Avrupa ülkelerini gezip oraların kıyıda köşede kalmış en ilginç yerlerini ve aktivitelerini gösteriyor. Belgeselin Almanya ayağı kesinlikle çok şaşırtıcıydı ve programın en eğlenceli kısımlarından biriydi. İnsanların 5'te işinden çıkıp evlerine gittiği, marketlerin 6'da kapandığı, sessiz, sakin, çalışkan Almanya'da neler oluyormuş meğer... 

Almanlar deyince aklımıza ilk gelenlerden biri de biradır. Bu belgesel ile öğrendiğimize göre Almanlar birayı içmekle kalmıyor, içinde yıkanıyorlar. Birayı oluşturan malzemeleri ahşaptan yapılmış bir jakuziye koymuşlar. Bu jakuziye girip köpükler içinde rahatlarken bir yandan da yanınızdaki musluktan dev gibi bardağınıza bira doldurup içiyorsunuz. Bir odada birden fazla jakuzi var ve kadın-erkek karışık aynı odada bulunuyor. Oradan çıkınca sizi havluya sarıp samandan bir yatak üzerine yatırıyorlar. Anladığımız kadarıyla Almanlar bir yabancıya fiziksel olarak yakın olmakta bir sorun görmüyor. Yine kadın-erkek karışık bir biçimde üzerinizde sadece bir havlu ile samanların üzerinde yanyana yatıyorsunuz.

Görünüşe göre Almanlar çıplaklık konusunda oldukça rahat. Naktiv, yani Naked and Active (Çıplak ve Aktif) isimli grup her türlü aktiviteyi çıplak yapmaktan yana. Örneğin çıplak bir biçimde bowling oynuyor, doğa yürüyüşlerine çıkıyorlar. Bowling oynuyorlar derken, Naktiv grubu giyinik insanların arasında bu aktiviteyi gerçekleştiriyor ve kimse dönüp bakmıyor bile. Tabii grubun erkek üyesi çok daha fazla, sadece bir tane kadın gördük bowlingte.

Paul Merton, Nazilerle dalga geçen bir grup ile
Bildiğimiz kadarıyla Almanlar çalışmayı sever, disiplinlidirler, bilimde de ileridirler. O zaman, onlar için boks yalnıza boks olamaz. Chess-boxing (satranç boksu) diye bir kavram geliştirmişler. Boksörler bir round boks maçı, bir round satranç maçı yapıyor. Hem zihin, hem beden çalışıyor. Ya ringte bir nakavt, ya da satrançta şah-mat oyunu bitiriyor. 

Normal otellerden sıkıldıysanız eski bir hapishane, şimdiyse otel olan bir binada kalabilirsiniz. Eski hücreler odalara dönüştürülmüş. Oda kapıları değiştirilmemiş. İçeride yalnızca bir yatak ve bir masa bulunuyor, zaten daha fazlası sığmıyor. Otelin bazı misafirleri kendilerini hapishane havasına fazlaca kaptırıp eskiden mahkumların giymiş olduğu kıyafetlerden giyiyor ve kaldıkları günler boyunca odalarından dışarı çıkmıyor, yemekleri ise oda kapısının aralığından kabul ediyorlar.

Merton, son olarak ise ahşaptan penis biçiminde oyuncaklar yapan bir aileyi ziyaret ediyor. Evet doğru okudunuz, bu bir aile işi. Anne, baba, kızları ve oğulları çeşit çeşit, renk renk oyuncaklar üretip sonra da yemek sofrasında yeni ürünlerine ad koyuyorlar. "Ormandan gelen vahşi çocuk" gibi. 

Fırsat bulursanız bu belgesele bir göz atın. Sanırım Merton, Türkiye'ye gelmemiş. Acaba gelse burada neler bulurdu?

05 Aralık, 2011

348 - Araba Sevdası

Pazartesi, Aralık 05, 2011 Gönderen Berna Arslan , , yorum yok
Bazı kitapların isimlerini duyarsınız ama uzun bir süre boyunca kitabı elinize alma fırsatınız olmaz. 'Araba Sevdası' da benim için böyle bir romandı. Ortaokul-lisedeki edebiyat dersleri de hep belli romanlardan ve 'ilk bilmemne romanı' diye kalıplaşmış bir biçimde bahsettiğinden henüz bazı kitapları okumadan antipati duymaya başlarsınız. İşte sanırım bu kitabın benim için durumu böyleydi.

'Araba Sevdası', 1898 yılında yayımlanmış bir roman. Yazarı ise Recaizade Mahmut Ekrem. 1839'da okunan Tanzimat Fermanı ile birlikte Osmanlı yüzünü Batı'ya dönüyor. Osmanlıların bir kısmı ise Batılılaşma'yı yanlış anlayarak Batı'yı kopyalama ve kendi kültürünü küçümseme davranışı içine giriyor. İşte romanımızın başrolündeki Bihruz Bey de böyle bir karakter.

Bir işi olmayan, babasından kalan miras ile geçimini sağlayan Bihruz Bey, Türk dilini ve kültürünü küçümsüyor, fırsat buldukça Fransızca kelimeler ile konuşuyor ve Fransız edebiyatına ve kültürüne hayranlık duyuyor. Kendisine sıkça yeni giysiler ısmarlıyor, yazın bol bol gezinti yerlerine uğruyor ve parasını nasıl harcaması gerektiğini bilmediğinden borca batıyor.


Bir gün yine gezinti yerlerinden birinde zaman geçirirken sarışın (pardon blond) bir hanım görüp ona vuruluyor. Sarışın hanım yanındaki başka bir hanım ile dönemin en pahalı ve gösterişli arabalarının birinin içinde bulunuyor. Bihruz Bey, bu 'asil' hanım ile aralarında geçen kısa bir konuşmayı günler boyunca düşünüyor ve hanım hakkında hayaller kuruyor. Nihayet ona bir mektup ulaştırıyor... Romanın büyük kısmı Bihruz Bey'in düşünceleri, ev içindeki davranışları, Fransızca öğretmeni Mösyö Piyer ile olan ilişkileri üzerine kurulu. 

Eski Rus romanlarında Rusların Fransız özentisi olduklarını, bol bol Fransızca kelimeler ile konuştuklarını görürüz. Açıkçası bu akımın Osmanlı'da da olduğunu bilmiyordum. Romanın amacı Batılılaşma'yı yanlış anlayan bireyleri eleştirmek diyebiliriz. Sonu ise ilgi çekici, tavsiye edilir.

Dipnot: İnternette 'Araba Sevdası' diye arattığımda ilk çıkan siteler ödevler için hazırlanmış roman özeti siteleri oluyor. Acıklı bir durum...

02 Aralık, 2011

346 - Birkaç Eğlencelik Site

Cuma, Aralık 02, 2011 Gönderen Berna Arslan yorum yok
Bu aralar yoğunluk dolayısıyla aklımdakileri yazamadım. Öncelikle eğlenceli zaman geçireceğiniz birkaç siteden bahsedeceğim.

1. Doğduğunuz yılda dünyada neler olduğunu merak ediyorsanız, bu bilgileri çok hoş bir biçimde size sunan bir site var. İngilizce olan site, o yılın en ilgi çeken filmi, Oscar ödüllü oyuncuları, dünya siyasetinde neler olup bittiği, en popüler şarkıları gibi bilgilerden bahsediyor. Merak ettiyseniz buraya tıklayın, tek yapmanız gereken doğduğunuz yılı yazmak.

2. İbrahim Tatlıses, "Atatürk bizi düşmandan kurtardı, o olmasaydı belki de benim adım Abraham Sweetvoice olacaktı" diyeli kaç sene oldu derseniz artık bunu öğrenebileceğiniz bir site var. Yanılmıyorsam Penguen'in Patates Baskı kısmında da bu tip bilgiler yayınlanıyor, oradan esinlenmiş olabilirler.

3. Film müzikleriyle ilgileniyorsanız, film music reporter adlı site ayrıntılı bilgi veriyor. 2010 Şubat'tan beri yayında olan sitede vizyona yeni girecek olan filmlerin müzikleri hakkında da bilgi veriliyor.