01 Mart, 2012

Hayattan Öğrendiklerim

Perşembe, Mart 01, 2012 Gönderen Berna Arslan 4 yorum

Her zaman bilgi paylaşacak değiliz, insanın tecrübeleri ile öğrendikleri de var. Ben de kendimce en önemlilerini belirledim, yazdım. Sizden de katılım beklerim, sizin hayattan öğrendiğiniz en önemli dersler neler?

İşte benimkiler:
  • Bir gün McDonalds'ta yemek yiyoruz anne babamla, ben de küçüğüm. Biliyorsunuz çocuk menülerinde oyuncak veriyor orası. Yan masamızda da çocuklu bir aile var. Ben de onun oyuncağını merak ettim, bir süre için masalarında da kimse yoktu. Gittim menü kutusundan oyuncağını aldım, bir Dalmaçyalıydı. Annemler nereden buldun onu deyince de söyledim. Hemen kaldırdılar beni, hep beraber oradan dışarıya çıktık. Bunu utandıklarından yaptılar elbette ama keşke orada geri verseydik, gerçekten hırsızmışım gibi kaçmasaydık diyorum şimdi. Bir de o Dalmaçyalı bizim evde senelerce durdu! Çocuklara yaptıkları şeyler için sorumluluk verilmesi gerektiğini öğrendim.
  • Çocukken zevk için salyangozları ezmeyi seviyordum. Bir canları olduğu, hayvan oldukları aklımın ucundan bile geçmiyordu. Bir gün babam yazık onların hiç zararı yok, sadece ot yiyerek yaşayan bir hayvan, niye eziyorsun dedi. O gün hayvanların yaşama hakkına saygı duymayı öğrenmeye başladım.
  • İlkokulda başarılı bir öğrenci olduğum için gittiğim özel dershane (o zamanlar Anadolu Lisesi sınavları 5. sınıftan sonraydı) bana lise sona kadar burs vermişti. Böylece annem ve babam bana sormadan beni 4. sınıfta okulumdan aldı ve özel okulda korkunç bir 5. sınıf tecrübesi yaşamama neden oldular. Neyse ki çabalarım sonuç verdi ve oraya sadece bir sene gittim. Karar alırken kimseyi karıştırmamayı öğrendim.
  • Annem sağolsun kendi korktuğu için küçükken bana da yılan fobisini aşıladı. Hala pek sevmesem de en azından artık fotoğraf görünce kitabı elimden atmıyor ve yılan içeren belgesellere az buçuk bakıyorum. Bu konuya ilişkin iki anım var. Birincisi ben çocukken yazlıkta arabayla bir yere gidiyorduk. Yolumuza bir yılan çıkmış, ben görmedim. Biz geçip gittik. Arkadaki araba ise durdu, geri gitti ve hayvanı bilerek ezdi, sonra da yoluna devam etti. İkinci olay ise yine yazlıkta geçiyor ama ben daha büyüğüm. Bizim yazlıkta derenin denizle birleştiği bir yer var. Herhalde dereden bir yılan denize karışmış, bir baba-oğulun kullanmakta olduğu şişme bota tırmanmaya başlamış. Bunlar da kürekle hayvana vurup olay yerinden uzaklaşmışlar. Daha sonra gün içinde hayvanın başka bir yerde yakalandığı ve öldürüldüğü haberi geldi (sanki teröristmiş gibi anlattım ama). Ben zaten korkmuşum, en sevdiğim yer olan denizden kabus gibi çıkmış. Bir an rahatladım öldüğünü duyunca. Sonra kayınvalidem yazık olmuş deyince bir aydınlanma yaşadım desem yeridir. O an köpeklerden korkan insanların onların ölümüne ses çıkarmadığı aklıma geldi. Kendimi onlarla aynı kefeye koydum. Bu iki olay sonucunda da bir canlıdan nefret de etsem korksam da onun ölümüne razı olamayacağımı öğrendim.
ve...


  • En eski ve iyi arkadaşların herkesten farklı bir yerleri olduğunu, bazı huyları rahatsız etse bile bunun değişmeyeceğini,
  • "Selvi Boylum Al Yazmalım" gibi olacak ama sevginin emek olduğunu,
  • İstediğin işi yapmanın önemini ve bunun için riske girmen gerektiğini,
  • Bir insana ilk görüşte ısınamadıysan ikinci bir şans vermen gerektiğini ama bunun pek bir işe yaramadığını =) 
  • Birçok iyi eğitimli ve iş güç sahibi insanın da klişe olduğunu,
  • Bir şeye sinirlendiğinde veya üzüldüğünde bunu başka şekilde açığa vurmak yerine konuşmanın veya bağırmanın daha faydalı olabileceğini, 
  • Genç Werther gibi sadece bir süre yaşanabileceğini, 
  • Bir tartışmadan sonra küslüğü uzatmamak gerektiğini,
  • Devamlı şikayet eden insanların beni fazlasıyla strese soktuğunu, 
  • Sinemaya yalnız gitmenin çok zevkli olduğunu,
  • Kararsızlığın berbat bir şey olduğunu ve hızlı karar almak gerektiğini,
  • Üniversite eğitiminin aptallığı sonlandırmadığını öğrendim.
  •  
    Bayağı psikoterapi seansı yaptık, hadi bakalım, son olarak, 

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİRŞEY VAR

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Ataol Behramoğlu

 If you want something in your life you've never had, you'll have to do something, you've never done...

Buna da göz atın: http://www.fluentin3months.com/life-lessons/
Ne Dersin:

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Ben bugün;
*tercih edilen yalnızlığın aslında mecbur bırakılan yalnızlık olduğunu,

*asla,annem gibi mükemmel yemek yapamayacağımı,

*ayakkabı bağcıklarını tek elle bağlanmanın benim için imkansızlığını,

*ve herkesin zirveye çıkmış öz güvenlerini gösterme pahasına mütevazılıklarını sonuna kadar harcayabileceklerini öğrendim

Adsız dedi ki...

*insanları sevmemenin kötü birşey olmadığını ve 'insanları sevmiyorum çünkü kötülük insandan gelir' demenin büyük bir rahatlama olduğunu,bunu uluslararası bir konferansta söylediğimde hiç beklemediğim ciddi görünümlü insanlar tarafından deliler gibi alkışlanabileceğimi öğrendim...

Salur dedi ki...

Bence hepsi dogru tespitler, ozellikle cocuklara sorumluluk verilmesi gerektigi cok guzel tespit. bizim nesilde biraz eksik olan biseydi bence , simdiki anne babalar belki daha iyidir bu konuda..

BBÖ dedi ki...

Bizim neslin başarı odaklı ebeveynleri için çocuğun tek sorumluluğu ders alanındaydı. Bence bu yaklaşım çocuğu hayata hazırlamak için oldukça yetersiz. Umalım ki biz bu konuda daha iyisini yapalım...