17 Temmuz, 2012

Konuk yazardan: "Meme Kanseri Hakkında Bilinmesi Gerekenler - Bölüm 3"

Salı, Temmuz 17, 2012 Gönderen Berna Arslan , , , yorum yok

Meme kanseri ile ilgili yazı serisinin son kısmındayız. Dr. Şerif Hamitoğlu bu bölümde meme kanserinin erken teşhisi için kullanılan teknolojik yöntemlerden ve mamografinin ne sıklıkta çekilmesi gerektiğinden bahsediyor. Konuk yazarımızın daha önceki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz, verdiği tüm değerli bilgiler için kendisine teşekkür ederim.


Her ne kadar kendi kendine muayene yöntemi erken teşhiste önemli bir aşama olsa ve halen Amerikan Kanser Cemiyeti tarafından 20 yaşından itibaren tüm yaş gruplarında ilk adım olarak tavsiye edilse de, kitlenin farkına varılması yaklaşık 1 cm ve daha büyük boyutlarda mümkün oluyor. Peki hastalığı daha erken zamanda ve daha küçük boyutlarda tıbbı tabirle daha düşük evrelerde teşhis etmemiz mümkün mü?

Cevabı elbette ki evet ve elimizde gelişen teknolojiyle beraber birçok yöntem mevcut. Bunların başında ise hepimizin bildiği mamografi geliyor. 20 yaşında başladığımız kendi kendine meme muayenimizi her 3 senede bir hekim kontrolüyle destekliyor, 40 yaşından 50 yaşına dek 2 senede bir, 50-74 yaş arasında ise yıllık olmak üzere mamografi çektirmeye başlıyoruz. Neden daha önce çektirmiyoruz sorusu akıllara düştüğünden cevaplamakta fayda var: Çünkü yıllarla beraber meme dokusunun yapısı, yoğunluğu değişiyor, bu yüzden mamografi istediğimiz ölçüde bizlere yardımcı olmuyor, işin açıkçası faydasını görmüyoruz. 75 yaşından sonra ise araştırmalar çektirmeyen gruba oranla yarar yönünden herhangi bir klinik kanıt bulamadığından yine mamografi tavsiye edilmemekte.
Mamografi
Bir tür x-ray (akciğer filmi gibi) olarak düşünebileceğimiz mamografi açısından şanslıyız, çünkü başta büyük hastaneler olmak üzere Kızılay ve belediyelerin Kadın Sağlığı Merkezleri'yle kendisine ulaşım çok kolay ve ucuz (benim bildiğim İBB ve Bakırköy Belediyesi ücretsiz olarak yapmakta). Şanslı olduğumuz ikinci konu ise mamografinin bize daha kendi kendine muayene metodunda kitlenin ele gelmesinden yaklaşık 1-2 sene önce kitleyi bize gösterebilmesi. Yani kanseri daha erken yakalayabilmemiz, tedavimizin daha yararlı olabilmesi. Hormonal değişikliklerden pek etkilenmemesine ve her dönemde kullanılabilmesine rağmen özellikle silikonlu bayanlarda 4 boyutlu mamografinin daha da güzeli MR görüntülemenin daha yararlı olacağı söylenmekte.

Ultrason ile görüntüleme
Mamografi yanında kullandığımız bir diğer yöntem ise ultrason. Özellikle mamografinin etkisini yitirdiği yoğun memelerde ve genç hastalarda daha uygun olsa da, en başta sonucunun bakan ve gören göze, yani radyoloğun kalitesine bağlı olması sebebiyle çoğunlukla biyopsi amacıyla ve anksiyeteli hastalarda kullanılmakta.

Erken teşhis için adını anabileceğimiz bir diğer güçlü silah ise MR (emar). Ultrason ve mamografi bazı alanlarda yetersiz kalmasına rağmen aile hikayesinde yüksek risk barındıran hastalarda ve genç kadınlarda rahatlıkla kullanabileceğimiz bir yöntem olan MR, adını çokça zikrettiğimiz BRCA1/2 mutasyonu olan kişilerde de rahatlıkla uygulanıyor ve bu tip kişilerde hastalığın çok daha erken evrelerde yakalanmasına yardımcı oluyor. Ancak bu yöntem diğer yöntemlerden 10 kat daha pahalı olması sebebiyle daha kısıtlı bir yer kaplamakta. Yine de BRCA mutasyonu saptanan, göğsüne 10-30 yaşları arasında yoğun radyasyon almak durumunda kalan, ailesinde bazı genetik hastalıkların yoğun bulunduğu ve de yoğun bir aile öyküsü içeren hastalarda MR yıllık olarak önerilmekte. Her ne kadar bizim için önemli olan lenf düğümlerini de gayet iyi gösterse ve mamografiye oranla radyasyon oranı sıfır olsa da unutmamak lazım ki obez, büyük göğüslü veya klostrofobik hastalarda bu tekniğin uygulanması sakıncalı. 

Yazının son cümlesiyle beraber üç yazıdan oluşan maceramızda meme kanserine kısa(!) bir bakış atmaya, teşhis yöntemlerini elimden geldiğince sade bir biçimde anlatmaya çalıştım. Hastalığın tipleri, evrelemesi, tedavisi (ameliyat, kemoterapi vs.) ve ilaçlar konusu çoğunlukla detay bilgiler içeriyor olması sebebiyle bu blog için uygun olmadığını düşünüyorum, yine de yararlı olduğum ümidiyle herkese sağlık dolu günler diliyorum.
Ne Dersin:

0 yorum: