30 Nisan, 2013

503 - Bir gezi: Köln ve Düsseldorf

Salı, Nisan 30, 2013 Gönderen Berna Arslan , , , , , yorum yok

Uzun bir zamandan sonra yurtdışına çıkıp gezme fırsatımız oldu. Hem yurtdışında yaşayan tanıdıklarımızı gördük, hem de sabahtan akşama durmamacasına yürüdük ve yeni yerler keşfettik. Biraz da blogumda bu yerlerden bahsetmek ve gezmeyi düşünecekler için fikir vermek istedim.

Yurtdışına gezmek için çıkınca Almanya, Avrupa ülkeleri arasında insanın aklına en son gelen ülkelerden biri. Almanya zihnimize çalışma ülkesi olarak işlenmiş bir kere. Ancak Almanya'yı gezmeyi kendi adıma seviyorum, çünkü şimdiye kadar gördüğüm Avrupa ülkeleri arasında halkına en iyi yaşam koşullarını sağlayan ülke burası. Bunu parkların çokluğundan ve bakımlılığından, ailelerin çocuklarıyla birlikte dışarıda yapacak aktiviteleri kolayca bulmasından, hayatın koşuşturma içinde akmayışından, ulaşımın düzenliliği ve dakikliğinden kolayca anlayabilirsiniz. İnsanlar sanılanın aksine oldukça yardımsever, hatta siz yardım istemeden yanınıza gelip yardım teklifinde bulunuyorlar. İstanbul'da residence modası alıp yürürken, Almanya'da daha yoksul kesim apartmanlarda yaşıyor. Orta sınıf ve üstü ise genelde bahçeli müstakil evlerde kalıyor.


Gelelim Köln ve Düsseldorf'a. İki şehir de Almanya'nın orta batısında, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde yer alıyor. Köln, Almanya'nın dördüncü büyük kenti. Köln ana tren garı, havaalanına trenle 14 dakika uzaklıkta. Ana tren garı, hemen ünlü Köln katedralinin (Kölner Dom) yanında yer alıyor. 1248'de inşası başlayan gotik katedralin kuleleri 157 metre yüksekliğe sahip ve içinde harika vitray çalışmaları bulunuyor. 



Kölner Dom


Kölner Dom
Şehir merkezinin yüzde 95'i II. Dünya Savaşı'nda zarar gördüğü için Köln'ün kültürel mirası oldukça azalmış durumda. Günümüzde merkezinde modern binaların ve alışveriş caddelerinin ağırlıkta olduğu bir şehir. Ayrıca Köln, 1997'den beri İstanbul ile kardeş şehir sayılıyor.

Köln'ün büyük Ren nehrine kıyısı var, hava sıcakken Ren kıyısında dolaşmak ve buradaki kafe ve restoranlara oturmak mümkün. Köln'ün ünlü mamülü ise kolonyası. Kolonya (Kölnisch Wasser, yani Köln suyu) ismini bu şehirden alıyor. Bir milyonun üzerinde nüfusu olan şehrin yüzde 6.3'ünü Türkler oluşturuyor.


Köln'ü gezerken çikolata müzesini esgeçmedik. Müzenin yanında havanın da güzel olmasından (en azından soğuk iklimlere göre güzel) faydalanarak seyyar dükkanlar açılmıştı. Bu dükkanlarda çilek yiyebilir, Köln'ün birası Kölsch'ü tadabilir veya kahve içebilirdiniz. Çikolata müzesi, kakao bitkisinden başlayarak çikolata yapımını anlatan ve gösteren hoş bir yerdi. Dükkanında ise çeşit çeşit ve oldukça değişik (örneğin lavantalı) çikolataları satın almak mümkündü. Türkçe konuştuğumuzu farkeden Türk bir satıcı ise bize değişik çikolatalardan tatma fırsatını verdi.



Köln'de Alman yemeklerinden tatmak isterseniz 1544 yılında kurulmuş olan Peters Brauhaus'a uğrayabilirsiniz.

Biz Köln'den trenle Düsseldorf'a geçtik. Düsseldorf, bulunduğu eyaletin başkenti. Çok duyulmuş bir şehir olmamasına rağmen oldukça uluslararası bir nüfusa sahip. Ayrıca, Mercer Yaşam Kalitesi çalışmasına göre de 2012'de dünyada en yaşanılabilir şehirler arasında altıncı seçilmiş. Eski şehir merkezi çok canlı ve hareketli. Şehri pazar günü dolaşmamıza rağmen şehir merkezindeki tüm kafe ve barların dolu olduğunu ve insanların güzel havadan faydalanarak Ren nehri kıyısında dolaşmaya çıktıklarını gördük.

Almanya'da dolaşırken farkedeceğiniz ilk şeylerden biri ne kadar çok çocuğun dışarıda olduğu. Sadece İstanbul ve Düsseldorf'un sokaklarına bakarak nüfusun ortalama doğum sayısı hakkında tahmin yürütmesi istenen bir kişi kesinlikle Almanların daha çok çocuk sahibi olduklarına karar verecektir. Bu durumun çeşitli sebepleri var: Öncelikle soğuk iklimde büyüyen kişiler için çocuklarının da soğuk havada dışarıya çıkması normal bir durum. Ülkemizde genelde hava soğuk oldu mu çocuklar dışarıya çıkarılmaz, çıkarılsa bile öyle bir giydirilir ki çocuğun neredeyse hareket etmeye mecali kalmaz. İkincisi şehirlerin çocuklara ve ailelere uygunluğu. Avm'ler ile dolan İstanbul, yeşil alanlarını gitgide kaybederken, yayalar da arabalar tarafından devamlı taciz ediliyor. Alman şehirlerinde ise toplu ulaşımın ve yayaların hakimiyeti daha fazla. 

Düsseldorf, Kaynak: Wikipedia

Çoğu Alman şehri gibi Düsseldorf'un da kendine has Düsseldorfer alt isminde koyu renkli bir birası var. Lüks dükkanlar Königsallee'ye sıralanmış durumda. Burada güzel bir kanal manzarası izleyebilirsiniz. Televizyon kulesine çıkarak şehre tepeden bakmak mümkün. Yeterince cesaretiniz varsa camlara yaslanarak fotoğraf çektirebilirsiniz. Düsseldorf'un merkezinin arka sokaklarında İtalyan, Küba, Lübnan ve Kore mutfaklarına rastlayabilirsiniz.

Schloss Benrath

Şehirde yer alan Benrath Sarayı'nın (Schloss Benrath) bahçesi ise huzurlu bir gezi rotası sağlıyor.



(Bir sonraki yazı: Brugge)


Ne Dersin:

0 yorum: