12 Temmuz, 2013

511 - Anne Frank'ın Hatıra Defteri

Cuma, Temmuz 12, 2013 Gönderen Berna Arslan , , 2 yorum

Okuduğum en etkileyici kitaplardan biriydi Anne Frank'ın Hatıra Defteri. Daha önce sayısız kez duymuş, ama okumaktan çekinmiştim galiba. 2. Dünya Savaşı'nda Hollanda'da Nazilerden saklanan genç bir kızın ölümüyle bittiği için sanırım. 

Hatıra defteri, Anne Frank 13 yaşındayken, Haziran 1942'de başlıyor. Doğumgünü hediyesi olarak alınan bu deftere Kitty diye seslenen Anne, Ağustos 1944'e kadar saklandıkları evden yazmaya devam ediyor. 1944 baharında radyodan savaş boyunca tutulan günlüklerin savaştan sonra yayımlanacağını duyuyor. Bunun üzerine yazdıklarını gözden geçirerek yeni bir versiyon daha oluşturuyor. Günümüzde özgün halini sansürsüz bir biçimde okuyabilirsiniz (sansür konusuna birazdan değineceğim). 




Bence tüm gençler Anne Frank'in hikayesini okumalı. Öncelikle kitapta bir kızın fikirlerinin 13 ile 15 yaşları arasında nasıl değiştiğini ve geliştiğini görmek çok şaşırtıcı. İlk birkaç sayfasını okuduktan sonra şımarık bir görüntü veren Anne, aylar geçtikçe gitgide olgunlaşıyor, kendini eleştiriyor, başkalarındaki doğru ve yanlış yönleri tartışıyor ve aynı evde yaşadığı bazı yetişkinlerden çok daha olgun bir konuma geliyor.


Aynı zamanda bu kitap, savaşın ve ırkçılığın insanları nasıl durumlara düşürdüğünü en iyi anlatan kaynaklardan biri.

Kitabın çok akıcı bir dili var ve Anne Frank'in hayata dair düşünceleri oldukça ilgi çekici. Okurken üzülüyorsunuz, çünkü genç kızın gelecekle ilgili hayallerini de okuyorsunuz. Örneğin, Anne ileride gazeteci ve daha sonra da yazar olmak istiyor. Bir yandan hikayeler yazdığından bahsediyor. Yazmayı mutlaka hayatının bir parçası yapacağını söylüyor. Zaten siz de, yaşasaydı ne kadar iyi bir yazar ve ne kadar ilginç bir insan olabilirdi diye düşünüyorsunuz.


Hatıra defterinin ilk başındaki kısa bir kısımdan sonra Nazilerin Hollanda'yı işgali ile birlikte saklanma dönemi başlıyor. Anne Frank'in ailesi başka bir aile ile Anne'in babasının işyerinin arka binasına saklanıyorlar. Ve aylarca burada yaşıyorlar. Ses çıkarmamaya dikkat ederek, hiç temiz hava almak için dışarı çıkamadan, gökyüzüne doya doya bakamadan... Bu evde Anne'in anne-babası, kız kardeşi, Van Daan'lar olarak anılan (gerçek adları Van Pels) diğer aile (anne-baba ve erkek çocuk Peter) ve daha sonradan "arka ev"e katılan dişhekimi Albert Dussel (gerçek adı Fritz Pfeffer) yaşıyor.


Bir ihbar üzerine 1944 yılında saklandıkları yerden götürülen bu kişilerin hepsi bir yere dağılıyor ve Anne'in babası hariç hepsi yaşamını yitiriyor. Anne, tifüs yüzünden toplama kampında hayatını kaybediyor. Saklandıkları süre boyunca kendilerine yardımda bulunan kişiler ise tutuklamadan sonra Anne'in notlarını saklıyor ve Anne'in babası Otto Frank'e veriyorlar. Otto Frank, defterde Anne'in annesiyle ilgili yazdığı ağır eleştiriler hariç diğer kısımların yayınlanmasını sağlıyor. Genç kızın ergenlikle beraber kendi bedenini keşfettiği kısımlar da o zamanın anlayışına göre sansürleniyor. ABD'de günümüzde bile bazı kesimlerin pornografik olarak tabir ettiği -aslında hiç de öyle olmayan- bu kısımlar hakkında tartışma yaşanıyor.

Anne, çok akıllı bir kız. Bunu düşünce akışından, fikirlerini çok iyi tarif edebilmesinden ve insanları tahlil etmesinden anlıyorsunuz. Bu yüzden dikkatimi çeken kısımları paylaşmak istiyorum...

Ben her şeye en baştan bakmak, kendi fikirlerimi geliştirmek istiyorum. Annemle babamı taklit etmek "Armut dibine düşer" sözünü gerçek kılmak istemiyorum... Eğer bulgularım sonucunda bir hayal kırıklığı yaşarsam, yine babam ve annemle aynı yolda giderim. Eğer değilse, o zaman onları yanlış görüşlerinden caydırmaya çalışırım.

Annem gibi, Bayan Van Daan ve bütün diğer kadınlar gibi, yaşamak zorunda olmayı, gündelik işini yapmayı ve sonra ileride unutulmayı hayal bile edemiyorum. Eşimin ve çocuklarımın yanı sıra, kendimi adayacağım bir hedefimin olması gerek!


Bu korkunç savaş bir gün mutlaka bitecek, biz de yalnız Yahudi değil, insanlar olacağız!


Çocuk doğurmanın kadınların görevi olduğu görüşü, sanırım gelecek yüz yıl içerisinde değişecektir. Bu görüş yerini, homurdanmadan, büyük sözler söylemeden yükü omuzlamış olanlara duyulan, saygı ve hayranlığa bırakacaktır.

Hatıra defterinden uyarlanan tiyatro oyunları ve sinema filmleri mevcut. "The Last Seven Months of Anne Frank" (Anne Frank'ın Son Yedi Ayı) adlı kitapta ise Anne'in toplama kampındaki çocuklara hikayeler anlatıp onları neşelendirdiğinden bahsediliyormuş. Anne Frank ile beraber saklanan kişilerin yaşadığı ev Amsterdam'da yer alıyor. Şurada bahsettiğim Amsterdam'da henüz kitabı okumadığım için ve sanırım üzülmek istemediğim için bu yeri ziyaret etmemiştim, şimdi pişmanım. 


Son olarak, bu kitapla birlikte şu film hep aklıma geliyor: Freedom Writers. Gerçek hikayeden uyarlanmış bu film, bir öğretmenin azmiyle çetelere bulaşmış ve geleceğe dair pek umudu olmayan gençlerin hayatlarının nasıl değiştiğini anlatıyor. Filmde öğretmen, öğrencilerine Anne Frank'in hatıra defterini okutuyordu.


Ne Dersin:

2 yorum:

thunder dedi ki...

güzel blog kolay gelsin...

BaSak dedi ki...

Seninle ayni nedenlerle bu kitabi okumayi hep erteledim ama yazini okuduktan sonra okuma listeme aldim. Tesekkurler!