01 Eylül, 2014

548 - Midilli'de bir Tatil

Pazartesi, Eylül 01, 2014 Gönderen Berna Arslan , , , , , , , , , yorum yok

Sevimli sokaklar, güzel yemekler ve Ege Denizi... Kapıda vize seçeneğinin çıkmasıyla birlikte popüler olan Yunan adalarından biri olan Midilli'ye gittik bu yaz. Ayvalık'tan feribotla ulaşabildiğiniz Midilli'ye gitmek için ya Schengen vizenizin olması gerekiyor (60 euro) ya da kapıda vize almanız gerekiyor (50 euro). Ayvalık'tan ise Turyol feribotlarına binerseniz 1.5 saatte, daha hızlı olan katamaran tipi feribotlara binerseniz de 30 dakikada Midilli'desiniz. Limanda indiğiniz an herkes bir an önce adaya gireyim, pasaport kontrolü kuyruğunda beklemeyeyim diye bir koşturuyor ki şaşarsınız. Vizesi olan da olmayan da aynı kuyrukta bekliyor bu arada.



Midilli adını verdiğimiz adanın orijinal ismi Lesvos. Tarihsel olarak ünlü kadın şair Sappho'nun yaşadığı yerLesvos oldukça büyük bir ada ve 12 bölgeden oluşuyor. Midilli -yani Mytilini- ise aslında bu bölgelerden birinin adı. Lesvos'a Türkiye'den çok sayıda turist gidiyor, bunların büyük kısmı ise günübirlikçi. Lesvos'u ziyaret etmiş olan günübirlikçilere danıştığınızda büyük kısmı size gitmeyin bir şey yok diyor. Bunun sebebi onların yalnızca Mytilini bölgesini görmüş olmaları ve tatmin edici bir gün geçirmemiş olmalarıdır. Biz de ilk günümüzü Mytilini'de geçirdik. Limanda gemiden indikten ve otele yerleştikten sonra birçok küçük ve şirin dükkanın yer aldığı alışveriş caddesinde turladık, kuzey tarafında yer alan deniz kenarındaki tavernalardan birinde güzel yemekler yedik ve dönüş yolunda herkesin siestaya çekilip tüm dükkanların kapandığını görünce bir güzel şaşırdık.


Mytilini'de hayat yavaş akıyor. Kimsenin bir yere yetişme veya işleri çabuk yapma gibi bir hevesi yok. Ertesi gün Lesvos'un kuzeyinde yer alan Molyvos bölgesine gideceğimiz için otobüs bileti almak üzere otobüs garına yollandığımızda bilet satıcısının henüz siestasından uyanmadığını fark edip bir süre bekledik. Daha sonra gelen satıcının canı henüz iş yapmak istemediğinden biletleri bir gün önceden veremem yarın sabah gelin dedi. Ertesi sabah ordaydık ve Molyvos'tan Midilli'ye dönüş biletlerimizi de almıştık (önceden satış mümkünmüş). Buradan anladık ki, Mytilini'de hayat yavaş akar ve kimsenin para kazanmak için acelesi yoktur.

Mytilini bölgesindeki sokaklarda bolca graffiti ve sokak sanatı vardı.
Mytilini'deki yemekler hem lezzetli hem de ucuzdu. Tavernalarda çalışanların çoğu biraz Türkçe biliyor, "ızgara or tava" diye soruyor, hatta menülerin Türkçe versiyonları hemen önünüze geliyor. Tabii ki mezeler, deniz ürünleri ve değişik uzolar denenmesi gereken yiyecek ve içecekler arasında. Yunanlılar da her yiyeceğimizi alıyor kendilerine göre bir isim koyup pazarlıyorlar diye kızanlar herhangi bir Yunan adası ziyareti sonrasında boşver adamlar bizden daha lezzetli yapıyor diyecektir. Orada yediğim kadar lezzetli (ve biraz da farklı) bir fava yediğimi hatırlamıyorum örneğin. Deniz ürünleri taze, eğer dondurulmuş ise bu menüde belirtiliyor. Fiyatlar gayet uygun, 3 kişi her şey içinde içkili bir yemek yediğinizde 50 euro'ya sofradan kalkabiliyorsunuz. Izgara ahtapot yemeyeni dövüyorlar.


Mytilini'deki ilk gecemizin ardından biletlerimizi aldıktan sonra 1.5-2 saatlik bir otobüs yolculuğu ile adanın kuzeyindeki Molyvos'a ulaştık. Molyvos çok sevimli ve şirin bir bölge. Daracık yokuşlu sokaklarına birçok küçük dükkan ve ev sıralanmış. Liman kısmında ise akşamları hareketli olan tavernalar yer alıyor. Denize girebiliyorsunuz elbette ama buradaki plajlar pek elverişli değil. Deniz için yakındaki bölge Petra'yı tercih edebilirsiniz. Petra'ya tramvaya benzeyen ufak bir trenle veya taksiyle gidebilirsiniz, yol 10 dakika kadar sürüyor. Petra'da güzel bir sahil ve sahilin gerisinde yemek yiyebileceğiniz restoranlar var. 


Biz Molyvos'ta 'The Schoolmistress with the Golden Eyes' isimli bir otelde kaldık ve çok sevdik. Yeşilliklerin ve cırcır böceklerinin içinde, her odanın küçük bir balkonunun olduğu ve çarşının hemen içinde yer alan sevimli bir oteldi. Sahibine kahvaltıyı sorduğumuz zaman ben hazırlarsam sizden 6 euro alırım kişi başı, dışarı çıkıp 5 euro'ya her şeyi daha güzel yiyebilirsiniz dedi. Dürüst adamlar. Bir daha anladık ki burada para kazanmak için turisti kazıklayalım anlayışı yok. Otelin birçok müşterisi gibi, ertesi gün otelin hemen yanındaki marketten kahvaltılık alıp otelin mutfağını kullandık ve balkonumuzda kahvaltı yaptık.


İsterseniz Molyvos kalesini gezebilirsiniz, biz çıktığımızda saat 3'ü geçtiğinden dolayı giremedik, eh fazla çalışmayı sevmiyorlar demiştik. Molyvos Mytilini'ye göre daha turistik ve biraz daha pahalı. Hatıra olarak sakız likörü veya sakızdan yapılmış ürünler alabilirsiniz. Aynı zamanda çok hoş seramik ürünleri de bulunuyor.

Yunan adalarını kaçırmayın. Rahat rahat tavsiye edebilmemizin bir sebebi de kalabalıklaştıkça Türkiye'de olduğu gibi bozulmayacak olması. Bize ulaşım olarak çok yakın olsalar da Yunanlar coğrafyalarını ve tarihlerini bizden iyi korumayı biliyorlar.

Ne Dersin:

0 yorum: