10 Haziran, 2010

162 - Uğultulu Tepeler ve İki Şehrin Hikayesi

Perşembe, Haziran 10, 2010 Gönderen Berna Arslan , , , , , yorum yok

Yakınlarda iki kitap okudum ve bunlar hakkında biraz bilgi paylaşmak istedim. İlki Emily Bronte tarafından yazılmış olan Uğultulu Tepeler. İlk kez 1847'de ve Ellis Bell isimli sahte bir yazar ismi altında yayımlanmış. Konu İngiltere'de geçiyor. İsmi biraz gerilimi çağrıştırıyor gibi görünse de aslında ilişkilere yoğunlaşmış, özellikle de tutku üzerine bir roman. Hikaye yaşanan olayların çoğuna tanıklık etmiş evin hizmetçisi tarafından anlatılıyor. Üçüncü bir kişi tarafından anlatılan bir hikayeye göre biraz fazla detaylı duruyor çoğu yeri. Ancak genel olarak sürükleyici bir roman.

Kitabı bitirince film uyarlamalarını da merak ettim ve yakın zamanlarda çekilmiş olan başrollerinde Ralph Fiennes ve Juliette Binoche gibi sevdiğim oyuncuların olduğu bir uyarlamasını izledim. Ancak filmi pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Gerilim ve mistizm katılmış ama pek güzel katılmamış diye düşünüyorum. 

Bahsetmek istediğim ikinci kitap ise Charles Dickens'tan İki Şehrin Hikayesi. Birkaç günde hızlıca biten bu kitabı şimdiye kadar okumamakla hata etmişim diye düşündüm. Fransa ve İngiltere'de geçen hikaye, Fransız Devrimi'ni, o zamanda yaşananları birkaç karakterin hayatına odaklanarak anlatıyor. 1859'da yayımlanmış ve şimdiye kadar 200 milyon kopya ile en çok basılan İngilizce kitapmış. Oldukça görsel bir dille yazılmıştı, ancak bu filmin de çok başarılı bir uyarlaması yok gibi gözüküyor şimdiye kadar imdb'ye şöyle bir göz atınca. Yine de 1935'te çekilmiş bir versiyonu kullanıcılardan 10 üzerinden 7.9 almış, belki bu filme bakılabilir.


Romanın başından da çok kısa alıntı yapmak isterim: 

O günler en iyisiydi, ya da en kötüsüydü, akıl çağıydı ve aptallık çağıydı, inançlar zamanıydı ve inançsızlıklar zamanıydı, ışık mevsimiydi ve karanlık mevsimiydi, umut baharıydı ve umutsuzluk kışıydı; yaşayabilmek için her şey vardı önümüzde ve yaşayabilmek için önümüzde hiçbir şey yoktu; hepimiz doğrudan cennete gidiyorduk, hepimiz doğrudan cehenneme gidiyorduk.
Ne Dersin:

0 yorum: