Bir yazınızda annenin çocuğunu istemeden de olsa ve farkında olmaksızın projesi haline getirebileceği ve çocuk istediği gibi davranmayınca hayalkırıklığına uğrayabileceğine değinmiştiniz. Bu kısım bana oldukça önemli geldi, sizce bundan kaçınmak için bir annenin ne yapması gerekir?
Bu, annenin kişiliğiyle alakalı bence. Bazı insanlar bir şeylerle uğraşmadan duramıyorlar. Aslında bu herkes için geçerli de, kimimiz, yapımız gereği, daha bir “proje” arayışındayız. Ben de öyle olduğumu çocuk sahibi olup çalışmayı bıraktıktan sonra fark ettim.
Ben bunu “çalışmayan anne sendromu” olarak adlandırmıştım. Daha önceden çalışma hayatında olup, çalışmaya çocuk için ara veren kadınların yakalanması daha büyük ihtimal. Bunun önüne geçmek için de kişinin (annenin) kendine bir uğraş edinmesi lazım. Bu part-time çalışmak olabilir, fotoğrafçılık kursuna gitmek olabilir, blog yazmak olabilir… Çocuktan ayrı, annenin sadece kendisi için yaptığı bir şey olsun, yeter.
İş hayatında ve toplumsal hayatta emzirmenin kabul görmesi ve annelerin desteklenmesi için “Emzirme Reformu”nu başlattınız. Bu hareket ne kadar etkili oldu, sizce bundan sonra neler yapılmalı?
Bu hareket belirli bir kesimde farkındalık yaratmak açısından oldukça etkili oldu. Bundan önce böyle bir sorun olduğu ortaya pek konmamıştı, birçok kadın kendi içlerinde -veya küçük çevrelerinde- sıkıntı yaşıyor, ancak bunu pek paylaşmıyordu. Emzirme Reformu kadınların anne olduktan sonraki haklarına –ve uğradıkları haksızlıklara- dikkat çekmek açısından önemli bir adımdı. Yeterli mi derseniz, hayır. Hakkında farkındalık yaratılması gereken birçok konu daha var geride. Örneğin, emzirme dönemi bittikten çok sonra da annelerin yaşadığı sıkıntılar. Birçok anne çocuğu hasta olduğu zaman işten izin alamıyor. Bu da en az onun kadar ciddi bir sorun.
Bundan sonra yapılacaklar bu tür konulara da dikkat çekmek olmalı. Emzirme Reformu’nun arkasında ciddi bir gönüllü grubu vardı. Aynı grup şimdi Anne Dostu Toplum Platformu olma yolunda. Ancak yapılması gereken çok fazla iş var. Organize bir şekilde çalışıp, toplumun ve devletin tüm kesimlerinden destek alıp bu bilinci yaymak lazım.
ANNE DOSTU DEĞİLİZ
Sizin okuyucularınıza sormuş olduğunuz bir soruyu ben de size sorayım: “Türk toplumunun ‘anne dostu’ bir toplum olduğunu düşünüyor musunuz?”
Bir toplumun “anne” ya da herhangi bir grubun dostu olabilmesi için her türlü dezavantajlı grubun dostu olması lazım. Maalesef bu konuda gerideyiz. Örneğin engelli vatandaşlarımızın ne kadarı sokakta kendi başlarına gezebiliyorlar? Kaçı kimseden destek almak zorunda olmadan otobüse binebiliyor, kaldırımlarda yürüyebiliyor? Hayır, anne dostu değiliz, çünkü kurallara uyan, çoğunluktan olmayanlara saygı gösteren bir toplum değiliz.
Doğal doğum konusunda bilinçlenmeyi destekliyorsunuz, emzirme reformunu ortaya attınız ve bildiğim kadarıyla anne dostu kurumlara ödül vermeyi planlıyorsunuz... Hayata geçirmeyi planladığınız bu tür başka fikirleriniz var mı?
Hayır, bunlara bile zor yetişiyorum; şimdilik yeter.
Özel okullar yerine devlet okullarını desteklediğiniz için çevrenizdeki birçok kişiden ayrıldığınızı düşünüyorum ve sizinle aynı fikirdeyim. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Önce altını çizeyim: devlet okulu/özel okul ayrıştırmasında devlet okulu tercihini ilkokul sürecinde yapıyorum. Takip eden eğitim yıllarına dair özel okula yatkın olmakla birlikte henüz bir fikir geliştirmedim. Çocuğumu ilkokulda devlet okuluna gönderme kararım benim kendi çocuğum için, kendi imkan ve şartlarım dahilinde geliştirdiğim kişisel kararım. Herkes böyle yapmalı diyemem, ancak herkes böyle yapsaydı o zaman özel okullar bu kadar alıp yürümez, devlet okulları bu kadar ötelenmezdi.
“Anne olunca anlarsın” sözü sizin için geçerli oldu mu?
Evet, ama anne olmama rağmen anlamadığım bir sürü şey var.
RAHATLAMAK İÇİN SOSYAL MEDYA
Blogunuzda en çok okunan ve ilgi çeken yazılar hangi konularda?
Kafa karıştırıcı konular, anne-babaların içinden çıkamadığı. Okul konusu bunlardan biri. Bir de konuşulmayan ama herkesçe paylaşılan konular var. Anneliğin zor yanları. Ve eşler arasındaki ilişki, çocuktan sonra cinsel yaşam konusu da çok okunan bir konu tabii ki.
Blogunuz çocuklarla yaşadığınız stresli bir günden sonra rahatlamanızı sağlıyor mu?
Evet, ancak yetmediği oluyor. Anlık rahatlamalar için sosyal medyayı daha çok kullanıyorum.
“Blogcu Anne” dışında bir kariyer düşünüyor musunuz?
Şu anda hayır. Bunu geliştirmek ve desteklemek şu andaki amacım. Bir kitap projem var, yavaş da olsa üzerinde çalışıyorum.
Son olarak biraz da babalardan bahsedelim. Sizce erkeklerin baba olarak daha aktif roller alabilmeleri için çocukluktan itibaren nasıl yetişmeleri ve yetişkin olarak kendilerini nasıl eğitmeleri gerekiyor?
Bir kere biz annelerin oğullarımıza “kıymamız” gerekiyor. Onları “erkek evlat” olarak değil de, evin katılımcı bir ferdi olarak yetiştirmemiz gerekiyor. Erkeklerin baba olmaya nasıl hazırlanmaları gerektiği konusunda bir şey diyemem, ancak şu bir gerçek ki erkeğin babalığa hazırlanmasında da yine kadına iş düşüyor. Bunu “böyle olmalı” anlamında söylemiyorum, ama böyle oluyor maalesef. Okuduğumuz makaleleri kocalarımızla paylaşıyoruz, kitap sayfalarının altını çizip okutmaya çalışıyoruz. Onun sorumluluğunu da fazlasıyla üzerimize alıyoruz.
Çok teşekkür ederim.