27 Temmuz, 2014

Konuk yazardan: "Klasik Besteciler ve Üretkenlik"

Pazar, Temmuz 27, 2014 Gönderen Berna Arslan , , 1 yorum

Merhaba,

Bir süredir konuk yazarlara yer verememiştik. Bugün sizi Erol Kuntsal tarafından kaleme alınmış klasik besteciler ve üretkenlik hakkındaki ilginç bir yazıyla baş başa bırakıyorum. Ama öncesinde tarihe meraklı yazarın kısa bir özgeçmişi: 


Erol Kuntsal 1947 yılında Çanakkale’de doğmuştur. Babasının subay olması sebebiyle ilk ve orta öğrenimine Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde devam etmiş, İstanbul Pertevniyal Lisesi'ni, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni ve İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü'nü bitirmiştir. Askerlik görevini Hakkâri ve Bursa’da yedek subay olarak yapmıştır.  Askerlik sonrası, özel sektörün önemli kuruluşlarında mali işler ve muhasebe konularında yöneticilik yapmış, daha sonra uzun bir süre kendi şirketinde ticaret ile meşgul olmuştur. 


Çalışma hayatı sırasında ve sonrasında amatör olarak tarih ve çevre ile ilgilenmiş, çeşitli konulardaki araştırmalarına dayanarak bilgilendirici ve uyarıcı yazılar yazmıştır.  Popüler Tarih Dergisi’nin Ocak 2006 tarihli 35. sayısında, Okmeydanı’ndaki Hürriyet Abidesi için, “Hürriyet Abidesi’nin İçler Acısı Durumu” başlıklı uzun bir yazısı yayınlanmış, altı ay sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Şişli Belediyesi tarafından Abide çevresinin bakımı ve çevre düzenlemesi yapılmış, güvenlik tedbirleri alınmıştır.  Yine Popüler Tarih Dergisi’nin Eylül 2006 tarihli 43. Sayısında, son derece ilginç bir Osmanlı bankeri olan Kamondo’nun Halıcıoğlu’ndaki mezarı için, “Banker Kamondo’nun Mezarı” başlıklı yazısı yayınlanmış, 2008 yılında yapılan proje, konu ile ilgili vakıf tarafından 2010 yılında uygulanmış ve restorasyon tamamlanmıştır. 


Son olarak; bugünün Türkçesine çevirerek hazırladığı, çok ilginç bir kişinin 1915-1923 dönemini anlatan askerlik ve esaret anıları, yakında İş Bankası Kültür Yayınları arasında çıkacaktır.





Elimde, yıllar önce bir gazeteden kesip sakladığım, klasik bestecilerin eserlerinin toplam sürelerinin, beste yaptıkları sürelere bölünmesiyle bulunmuş, üretkenlik sıralamasını gösteren bir tablo var. En üretkenden başlayarak 21 besteci sıralanmış. Hayat hikâyesini okuduklarıma ait bilgileri kontrol ettim ve doğru olduğunu anladım. Tabloyu geliştirerek; yaşadıkları süreleri ve ölünceye kadar beste yaptıklarını düşünerek, beste yapmaya başladıkları yaşları da hesapladım. Ortaya aşağıdaki tablo çıktı.

1. Doğum yılı
2. Ölüm yılı
3. Yaşadığı süre (yıl)  
4. Beste yapmaya başladığı yaş  
5. Beste yaptığı süre (yıl)
6. Eserlerinin toplam süresi (saat)  
7. Yılda bestelediği eser süresi (saat)



1
2
3
4
5
6
7
1
Schubert
1797
1828
31
13
18
134
7,4
2
Purcell
1659
1695
36
20
16
116
7,3
3
Mozart
1756
1791
35
6
29
202
7,0
4
Haydn
1732
1809
77
23
54
340
6,3
5
Handel
1685
1759
74
20
54
303
5,6
6
Bach
1685
1750
65
18
47
175
3,7
7
Beethoven
1770
1827
57
22
35
120
3,4
8
Schumann
1810
1856
46
20
26
72
2,8
9
Tchaikovsky
1840
1893
53
23
30
76
2,5
10
Mendelssohn 
1809
1847
38
11
27
57
2,1
11
Dvorak
1841
1904
63
18
45
79
1,8
12
Brahms
1833
1897
64
19
45
71
1,6
13
Liszt
1811
1886
75
24
51
76
1,5
14
Verdi
1813
1901
88
25
63
87
1,4
15
Wagner
1813
1883
70
17
53
61
1,2
16
Bartok
1881
1945
64
19
45
48
1,1
17
Wolf
1860
1903
43
15
28
28
1,0
18
Strauss
1864
1949
85
17
68
67
1,0
19
Chopin
1810
1849
39
13
26
21
0,8
20
Debussy
1862
1918
56
22
34
25
0,7
21
Ravel
1875
1937
62
20
42
19
0,5

Tablo için çeşitli yorumlar yapılabilir. Ama önce belirtmek istediğim bir konu var. Özellikle 16-17. yüzyıl bestecilerinin; savaşlar, yangınlar, yaşadıkları ortam, tabi oldukları sistem ve eser kopyalama imkânlarının kısıtlı olması sebebiyle, pek çok eserinin kayıp olduğu biliniyor. Örneğin Bach’ın bilinen bin civarında eseri var. Hayatı incelendiğinde, bir o kadar daha bestesi olduğu anlaşılıyor, ama eserler ortada yok. Bu sebeple, eski bestecilerin üretkenlikte çok daha önde olduklarını söylemek mümkün.

Yine örnek olarak Bach’ı alırsak, 65 yıllık ömrünün 47 yılında beste yapmış ve beste yapmaya 18 yaşında başlamış. Bilinen eserlerinin toplam süresi 175 saat. Yani yılda ortalama 3,7 saat süren beste yapmış. (175 / 47 = 3,7). Yukarıda yazdığım sebeple, aslında bunun iki katına yakın olduğu tahmin ediliyor. Bach’ın her bir eserinin ortalama 10,5 dakika olduğunu hesaplamak da mümkün. (175 saat toplam süre x 60 dakika / 1000 eser = 10,5).

Mozart ise, 35 yıllık kısa ömrünün 29 yılında beste yapmış ve sanki çok az yaşayacağını bilerek 6 yaşında beste yapmaya başlamış. Bilinen eserlerinin toplam süresi 202 saat ve Bach’tan daha fazla. Ortalama, yılda 7 saat süren beste yapmış.

Listenin en başında Schubert, en sonunda ise Ravel var. Ravel deyince akla Bolero geliyor. 14 dakika süren bu müthiş eserle adını müzik dünyasına yazdırmış.


Listeye giremeyen Albinoni’yi insanın içine işleyen ve sadece 9 dakika süren Adagio, Vivaldi’yi dört mevsim konçertoları, daha genç Norveçli Grieg’i Peer Gynt süiti ile anmamak mümkün mü?

Sözün özü: Üretkenlik önemli, çok sayıdaki eserin kalitesi ve akılda kalması da önemli. Ama küçük ve çok kaliteli bir şeyler yapıp, onunla akılda kalmak da, demek ki mümkün.

Ne Dersin:

1 yorum:

tulin kockanli kuntsal dedi ki...

Cok ilginc bir arastirma okuyunca hayret ediyorsunuz, keske bu tip ilginc arastirmalar cogalsa,, mesela unlu klasik ressamlarin da boyle ilginc yaraticilik durumlari varmi kimbilir belki birgun bu konuda da bir arastirma okuyabiliriz, cok tesekkurler, siteniz harika, yazariniza da tesekkurler. Tulin kockanli kuntsal.