11 Ekim, 2013

525 - Süt Endüstrisinin Acımasızlığı: Süt İçmek İstediğinize Emin misiniz?


"İnekler yavrularına yettiğinden fazla süt verebildikleri için insanlar bu fazla sütü tüketir." Bunu bir yerde duymuş ve gerçek olarak bellemiştim. Belki siz de böyle biliyorsunuzdur. Peki bu gerçek mi? Maalesef hayır. Gerçekler şu sözü doğrular nitelikte: "Sosis fabrikasını gezseniz, bir daha sosis yemezsiniz".

İnekler de insanlar gibi yavruları için süt üretirler. Ancak süt çiftliklerinde doğan yavrular henüz sadece 1 günlükken annelerinden ayrılırlar. Yavru inekler bir yaşını doldurduktan sonra yapay olarak döllenirler. Doğum yaptıktan sonraki 10 ay boyunca süt verirler. Ve daha sonra yapay olarak yeniden döllenirler. Yani insanların süt içebilmesi için inekler hayatlarını ya hamile ya da süt verir halde geçirirler.

İnekler doğal yaşamlarında 20 sene kadar yaşarlar ve sekiz-dokuz sene boyunca süt verebilirler. Ancak çiftliklerdeki kötü şartlar ve stres yüzünden hastalıklar ve üreme bozuklukları ortaya çıkar. Bu yüzden de çiftliklerde geçirdikleri 4-5 senelik hayatlarından sonra kesilmek üzere gönderilirler.

Normalde inekler yavrularına yetecek kadar süt verirler. Ancak hormonlar, antibiyotikler ve genetik müdahaleler sonucunda normalde vermeleri gereken miktardan çok daha fazla süt verirler. Normal yiyecekleri olan ot yeterince süt vermelerini sağlamadığından, onlara yüksek proteinli yiyecekler verilir. Bunların içinde ölü tavuklar, domuzlar ve diğer hayvanlar vardır.

İneklerin dişi yavruları süt endüstrisinin kurbanları haline gelirken, erkek yavruları da genelde çok küçükken annelerinden alınır ve dana eti olarak satılmak üzere kötü koşullarda yetiştirilirler. Küçücük yerlerde tutulurlar, bazen kendi etraflarında bile dönecek alanları yoktur. Özel bir beslenme şekliyle günde bir kilo almaları sağlanır. Düşük demir içeren besinlerle beslenirler ve anemi olurlar. Bunun sebebi ise etlerinin açık renk olmasının istenmesidir. Bu yavrular, ishal ve zatürreye sıkça yakalanır ve annelerinden uzak stresli ve mutsuz bir hayat geçirirler. 

İnsanlar (ve insanlar tarafından beslenen evcil hayvanlar) dışında hiçbir hayvan bebeklik dönemi hariç süt içmez ve hiçbir hayvan başka bir hayvanın sütünü içmez. Süt çiftliklerinin durumunu öğrenmeden önce sıkça düşündüğüm bir soruydu bu: İnsanlar neden başka bir hayvanın sütünü içer? Neden başka bir hayvanın sütü bize faydalı olsun ki?

Süt denince protein kaynağı, kemik erimesi düşmanı, d vitamini kaynağı gibi tanımlar aklınıza geliyordur. Birazdan bunlardan bahsedeceğim.

Öcenlikle, inek sütü, özellikle bebek ve çocuklarda laktoz intoleransı adı verilen gaz, mide krampı, kusma, kaşıntı ve astım gibi belirtilere yol açabilen bir duruma neden olabilir. Uzakdoğulu-Amerikalıların yüzde 75'inin, Yerli- ve Afrikalı-Amerikalıların ise yaklaşık yüzde 90'unun laktoz intoleransı gösterdiğini söylüyor veriler. İngiltere'de yapılmış bir çalışma ise düzensiz kalp atışı, astım, baş ağrısı, yorgunluk ve sindirim bozukluklarının beslenme alışkanlığından inek sütü çıkarıldığında düzeldiğini gösteriyor. 

Hayvansal protein ve yağ ile kolon ve meme kanseri arasında yüksek bir ilişki bulunduğu da gözden kaçmamalı. (http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2008837/). 

Sütün, kemik erimesini durdurduğu veya yavaşlattığı görüşüne tam karşıt olan bulgular da mevcut. 34-59 yaşları arasındaki 77.000 kadınla yapılmış bir çalışma, günde iki veya daha fazla bardak süt tüketen kadınların, diğer kadınlara göre kalça ve kol kırıklarına daha yatkın olduğunu bulmuş.

Protein ihtiyacına gelirsek... İnsanlar protein ihtiyaçlarını hububat, ceviz, fasülye, sebze ve baklagillerden karşılayabilir. Mercimek, ıspanak, fasülye, bezelye, brokoli, susam, ayçekirdeği iyi protein kaynaklarıdır. 

Aşağıdaki videolardan süt endüstrisinin çirkin yüzünü görebilirsiniz. Şimdi kendinize tekrar sorun, süt içmek için bu kadar acı vermeye hakkınız var mı?






Kaynak:
http://www.peta.org/issues/animals-used-for-food/cows-milk-a-cruel-and-unhealthy-product.aspx

Ne Dersin:

6 yorum:

Reyhan dedi ki...

Süt içmeyi zaten çok sevmezdim ama iyice soğudum :/ Hiç bu açıdan düşünmemiştim,izlerken içim ürperdi

Adsız dedi ki...

süt içmeyi bende sevmiyorum ama burda yazanların bir kısmı yanlış çiftlik ksımını bilmem ama bizim yani büyüklerimizin yetiştirdiği ineklerde öle proteinmiş vs bişi olmaz haa ineğin yavrusunasütnün yetmediğine gelince ilk başlarda fazla geliyo ama sonraları yetmiyor doğrudur ama sonralarıda yavruya artık normal yemek te yani saman da yedirildiği için o süt yine kalmış oluyor ve 10 ay süt veriyora gelince hani insanlarıda katmış 2 yıl boyunca annesini emen insan duymadınız mı hiç ineklerde öle 2 yıl boyunca süt veriyorlar sağıldıkları için döllenme fln olmadan benden bu kadar

Zeyneb K. S. dedi ki...

Bu makalenin ne amaçla yazıldığını bilemiyorum ama, amaçlı ve abartılı olduğu kesin. Neticede doğada her hayvan bir vazifeye memur olarak yaratılmıştır. (İnsan da öyle) Hiç sanmıyorum ki tavuklar insanlara yumurta vermekten, inekten süt vermekten rahatsız olsunlar! Ha, tabii ki hayvanın da hakkına saygı göstermek, ona merhametle muamele etmek gerektir. Olumsuz şartlarda yaşamamalı hayvan da olsa. Fakat hayvanları insan yerine koyup et yemekten süt içmekten kaçınmak da kesinlikle akıl işi değil.

BBÖ dedi ki...

Bu yazı tarafsız bir gözle fabrikaların içinde görüp bilmediğimiz süt üretiminin bazi acımasız yönlerini anlatmak için yazılmıştır. Sizin bakış açınıza -her canlının bir amaçla yaratılmış olduğu- herkes katılmak durumunda değildir. Tavukların durumunu merak ederseniz de youtube'da ingilizce arayıp izlemenizi tavsiye ederim. Küçük yerlerde sıkışık tutulduklarından birbirlerini yaralamaları önlensin diye gagaları kesilen civcivlerden tutun da, yumurta vermeyecek nasıl olsa diye bant sistemiyle canlı canlı kıyma olmaya götürülen erkek civcivleri izleyebilirsiniz. Bu "insanlık" ise bence kendimizi sorgulamamız gerekir.

BBÖ dedi ki...

Bir önceki Adsız rumuzuyla yayınlanmış yoruma cevap olarak da yazının süt çiftliklerini anlattığını hatırlatmak isterim. Artık daha küçük üreticilerden veya bireylerden süt alanların sayısının şehirleşme sonucu azaldığını zannediyorum. O yüzden bize marketler aracılığıyla ulaşan sütün durumunu anlatmaya çalıştım. Videolar ABD'deki süreci göstermektedir. Ülkemize ait pek bir videoya rastlayamadım sanırım ülkece bu bilince henüz ulasmadık. 10 ay süt vermeye gelince bu ortalama bir veridir, elbette daha kısa veya uzun süre süt veren inekler de vardır.

hevesli bardak dedi ki...

Bu post'a sözlükten link verilmiş, oradan geliyorum.
Videolara bakmaya cesaret edemedim, ama ne zaman markette yığılı süt kutularını görsem aklıma benzer manzaralar gelir. Hatta geçenlerde "ne kadar modern çiftlik" temalı bir şey görmüştüm, buzağı biberonuyla beslenen buzağılar falan. Büyük saçmalık.

"Hayvanlar insana hizmet için yaratılmıştır" fikrini çok gerçekçi bulmuyorum. İnanan bir insanım ve olsa olsa "hayvanların hizmetinden faydalanmanızda mahzur yoktur" olabilecek bir ifadenin bu şekilde yorumlanmasından hoşlanmıyorum.

Hayvansal gıda yerim, vegan değilim. Ancak hayvan refahının asla gözardı edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Yani ortada bir yerde. Mümkün mertebe küçük üreticileri veya hayvan refahı politikası olan markaları tercih etmeye çalışıyorum. Etini yiyelim, sütünü içelim ama eziyet etmesek de olur. İnsanlar baktıkları hayvanlar vasıtasıyla para kazanabilsinler, ama bunu hayvanlara eziyet pahasına, onların birer canlı olduğunu gözardı ederek yapmasınlar.

Bahsettiğim entry'de bir çiftlikten kurtarılan ve yavrusunu almasınlar diye insanlardan saklayan bir inekten bahsediliyor. Aşağıdaki linkte onu da görebilirsin.

http://www.mfablog.org/rescued-dairy-cow-remembers-stolen-babies